Günümüzde bir “okuma tarihi” yazılabiliyorsa, bunun yolunu açanlardan biri de Anthony Grafton’dır (d. 1950). Princeton Üniversitesi’nde ders vermeye devam eden Grafton, 1970’lerden itibaren, “düşünceler tarihi” alanını derinden etkileyen ve dönüştüren çalışmalara imza attı. Özellikle de, elyazmasından matbu kitaba geçiş aşamasında, metinlerin derlenmesi, sahih nüshaların ortaya konması, bu nüshaların nasıl okunduğu ve nasıl alımlandığı üzerine çalışmaları, klasik tarihçilik alanında büyük bir devrime yol açtı. Eserleri ezelî ve ebedî olduğu varsayılan yazar, düşünür ve tarihçilerin, aslında nasıl “maddî” koşulların ürünü olduğunu, çalışmaların aslında, dönemin var olan koşulları ile diyalog içinde biçimlendiğini, tarihsel mucizelerin aslında “farklı okumalar”dan ibaret olduğunu bize gösterdi.

Grafton’ın bu metni, Antikçağ metinlerini derleyen, düzenleyen, doğru ve sahici nüshaları ortaya koymaya çabalayan “hümanist” dünyanın nasıl işlediğini, onların ortaya koyduğu yöntem ve sorunların, bugün de hâlâ bizleri nasıl derinden etkilediğini gösteriyor.
