Bu dizi, geçmişin kendisini değil geçmişin kaydını konu alıyor: bir şeyin olduğunu nereden bildiğimizi, o bilginin hangi nesneye dayandığını, ve o nesnenin ne zaman okunabilir hâle geldiğini.

Buradan bir yazım kuralı doğuyor ve kitap boyunca sürüyor: her olgu iki tarih taşır. Biri olayın tarihidir; öteki, o olayın ilk kez kayda geçtiği tarih. İki tarih arasındaki açıklık, bu kitabın asıl konusudur.

Birinci Cilt'in dönemi, yazının icadından öncesidir. Dolayısıyla elimizdeki kayıtların hiçbiri kayıt olmak üzere yapılmamıştır: bir zirkon tanesi, bir buz katmanı, bir genomdaki baz çifti oranı, bir mağara duvarındaki el şablonu. Bunları kayıt yapan şey fizikti; onları okuma sanatı ise yenidir, ve çoğu yirminci yüzyıldan sonraya aittir. Bu yüzden cildin bölümlerinin yarısı, bir buluntunun hikâyesi kadar, o buluntuyu okuyan aletin hikâyesidir.
