François Hartog, yaşayan en büyük Antikçağ tarihçilerinden biri değil sadece. O bir “tarihyazımı tarihi” tarihçisi de aynı zamanda. Buradaki söyleşi, 2001 yılına tarihleniyor; ardından gelen İlk Tarihçi Figürleri metni de o dönem öncesinden kalma. Hartog, 2000’lerde, araştırma alanına “modern tarihyazımı” tarihini de kattı ve bilim dünyasına çok değerli iki kavram hediye etti: “şimdicilik” ve “tarihsellik rejimleri”. Burada, Hartog’un 2000 yılı öncesinde çalıştığı alana odaklanılıyor.

Kör ozan Demodokos Odysseia’da, Phaiaklar’ın adasında, bir şölende, Odysseus’un kim olduğunu bilmeden, ona Troya savaşının sonunu ve anlı-şanlı Odysseus’un maceralarını anlatır. Onun kahraman olduğunu söyleyerek. Çünkü Yunan destan düzeninde, kahraman, ancak öldüğünde kahraman olabilir. Dolayısıyla, Demodokos aslında Odysseus’a herkesin onu ölü bildiğini, o yüzden de şanının şöhretinin dünyayı sardığını söylemektedir. Adını saklayan Odysseus ne yapar? Ağlar. İlk kez Hannah Arendt’in ele aldığı bu sahneyi, Hartog şöyle anlatır: “Bu sahne biriciktir. Benim için özellikle önemlidir. Bu sahnede iki kişi vardır, Troya’nın alınışının mimarı, çok görmüş çok çekmiş Odysseus ve Phaiakların adasından dışarı adım atmamış, kör ozan Demodokos. Demodokos, Odysseus’un isteği üzerine, Troya’da neler olup bitmiş olduğunu anlatmaya başlar. Yani Troya nasıl alınmıştır, bunu anlatacaktır ve bunu anlatmaya muktedirdir. Bu sahne, Troya’nın alınışının anlatıldığı ilk sahnedir. Herkes elbette bilir Troya’nın alındığını, eski ve yeni tüm okurlar. Ama bu olaydan hiçbir metinde söz edilmemiştir. İlyada daha Troya alınmadan sona erer, Odysseia ise alındıktan sonra başlar. İşte bu sahne ilk ve tektir.”
